Okulum çok yoğun vaktim yok, temelim yok nasıl yapacağım, okulumda eğitim namına bir şey yok, ailevi sorunlarımız var… Sonsuza kadar uzatabileceğimiz ve kendimize her defasında tekrarladığımız da içten içe gelen rahatlama hissiyatı ile önümüzde ki yoldaki her engel ile yüzleşmek yerine böyle bahaneler üretebiliriz.
Fakat bugün bu yazı ile anlamanız, anlamamız gereken bir şey var. Bahaneler hiçbir zaman ne bize nede çevremize katkı sağlamıyor. Okulda iyi eğitim almadık diyebilirsiniz ve arkadaşlarınız ile bunun rahatlığını yaşayabilirsiniz ama bundan kime ne ki ? Size tolerans mı göstereceklerini sanıyorsunuz. Bugün ders çalışmadım diyen arkadaşın seni sınavda geçtiğinde bu durum kimi etkileyecek? Yada bugün değil yarın çalışırım diyerek çöpe attığın günler, bugün yapmasam da olur diyerek kendini rahatlatmaya çalıştığın bahanelerden bize ne ! Sadece kendi kuyunu kazmaktan başka ne yapıyorsun ki ?
Temelin olmayabilir, aile sorunların olabilir veya çok daha kötüleri olabilir. Fakat hayat devam ediyor hemde her şeyi ile bu yüzden bu tarz kendini rahatlatacak sözler yerine aynanın karşısına geçerek ben kimim demek gerekmez mi? Hayallerim var, umutlarım var ve bunlar için neler yapamam gerekiyor diye düşünmen gerekmez mi ? Bu yazıyı okurken hepimizin ortak paydası eminim ki bu olmalı. Sen veya ben kim olursa olsun hayatta her zaman ister istemez işin kolayına kaçıyoruz. Fakat bunların kimseye faydası olmadığı gibi sadece kendimize zararının olduğunu görmenin zamanı gelmedi mi?
Biraz daha konuya derinlemesine girelim. Meslek Hocam üzerinde gelen soruların birçoğunda “hocam ben X bölümünü kazanabilir miyim” veya “bu netleri yapabilir miyim” gibi sorular geliyor. Bu kadar gözünüzde imkansız diye büyüttüğünüz şeyleri daha öncesinde yapan birileri yok mu? Tabi ki var ve bu yapan kişilerin sizden neyi farklı?
Evet, evet onlar özel okullarda okudu veya onlarım temeli sağlam. Bu düşünceleri öncelikli olarak düşünmek kolayımıza gelen fakat bu farkı göze alarak “benim daha çok çalışmam gerekli” diye düşünmek ise hep ikinci plana attığımız durum. Ama bildiğimiz bir şey var birinci durum kimseye bir şey kazandırmayacak. Bu yüzden isterseniz dört işlem dahi yapmayı bilmeyin isterseniz okulda hiçbir şey öğrenmeyin ama bu olanlara rağmen kesinlikle hayallerinize olan inancınızı kaybetmeyin. Daha çok çalışmama gerekli, yarın değil bugün olmalı diyerek kendi yolunuzu çizin. Umudunuz kaybetmeyin.
Belki yazıyı okurken bir çoğunuz içinde “benim ne yaşadığımı sen nereden bileceksin ki arkadaş” gibi söylemler geçirdi. O zaman sizi tüm umutsuzluklara rağmen hayata sımsıkı tutunan biri ile tanıştıralım.
Nick Vujicic Kimdir?
1982 Avustralya doğumlu olan Nick Vujicic nedeni bilinmeyen genetik bir hastalığa yakalanarak uzuvları yani kol ve bacakları olmadan dünyaya gelmiş biri. Hayatının her alanında zaten birçok engel ile karşılaşırken okula başlaması ile arkadaşlarının onun ile dalga geçmesi sonucu depresyona girerek 8 yaşında intihar etmeyi denemiş fakat başaramamış. 10 yaşında tekrardan boğularak ölmeyi göze almış fakat aile sevgisi ile bu kararından vazgeçmiş. Sonralarında ise annesinin bir metin okutması ile hayatı değişmiş. Metinde ise yine aynı durumda olan birinin umut dolu hikayesi yer alıyormuş. Bu durumun ardından kendine gelen Nick Vujicic eli, kolu olmamasına rağmen, arkadaşlarının onu dışlamasına rağmen kısacası hayatın tüm engellerine rağmen pes etmeden hayata sıkıca sarılmış ve bugün evli ve bir çocuk sahibi. Ayrıca dünyanın hemen hemen her ülkesinde motivasyon konuşmaları ile milyonlara hitap ediyor.
Peki, bunu neden anlatıyoruz. Aslında yazımızın başından beri dediğimiz gibi hepimizin derdi kendimize ağır, başkalarına değil. Fakat bu ağır yüke rağmen eğer umudumuzu kaybetmeden çalışırsak ve çıktığımız yolda engeller ile mücadele edersek hiçbir şey imkansız değil.
İsterseniz bu gireceğiniz bir sınav olsun isterseniz hayatınızın başka köşesinde yaşadığınız bir sıkıntı olsun. Ayrıca bu yazıdan kat kat daha etkili bir şey istiyorsanız oda Nick Vujicic’in konuşma alıntılarından oluşan aşağıdaki videoyu izleyip aynaya bakmanız yeterli.
Oncelikle merhaba hocam.Ben güzel sanatlar lisesi resim bölümünde 10.sınıfı okuyorum,fakat artık ileride resim ile ilgili bir bölüm okumak istemedigimden dolayi da okul degistirmek istiyorum.puanım düşük oldugu içinde(300) gidecegim okulun egitim seviyesinin güzel olmayacagini dusunuyorum ve bu beni korkutuyor.Onun disinda hep rahat,bir o kadar da endişeli bi' insan olmusumdur(o nasil oluyorsa).Bu yuzden de ortaokuldaders notlarim hep orta halli oldu.-guzel sanatlar istedigim icin teoga da calismadim tabii-Bu yuzden kendime güvenemiyorum.
Sormak istedigim sizce okulumu değiştirmeliyim? Eger degiştirmemi soylerseniz degistirdigimde nasil bir yol izlemeliyim.(uzun bir yazi oldu kusura bakmayın) Bunun disinda eger nakil olamazsam güzel sanatlardan mezun olup ygs lys çalışırsam başarili olabilirmiyim?